26 Ağustos 2012 Pazar

Geçmişe dönüp bakmak;

karşı koltuk boşken, kalkıp oraya
geçmek kişinin elinde olduğu halde
otobüsün gidiş yönünün tersine oturmak
gibidir.
hep geçilen, geride bırakılan yerler görülür. çoğu zaman yanınızdan geçip gidenlerin metrelerce sonra farkına varırsınız. sırada ne var, bilmezsiniz, muğlaktır. baş çevirip bakmak zor gelir, kolay olan geride bırakılanlara göz dikip öylece beklemektir çünkü. karşıdaki boş koltuk ne kadar göz kırpsa da görmezden gelirsiniz, erkenken dönülecek sanılan yollarsa geçip gitmektedir altınızdan. garip bir
mide bulantısı, hafiften vurmaya başlayan baş ağrısı,
ha geçti ha geçecek sanılan baş dönmesi gibi 
durumlara ise gözleri kapamak çare değildir bir süre
sonra. akıl başa gelip yer değiştirildiğinde bile etkisi sürer bazen bu fiziksel 
hırpalanmanın. 
hayatı, otobüsle aynı yöne bakan
koltukta geçirmek gerekir. giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir şeklinde klişelere girmek istemez yazar ama öyledir işin raconu. hayatın otobüsün katettiği yol kadarsa, karşı şeride geçip geri dönme lüksün yok demektir.
varacağın yer önem arz etmelidir,
arkada bırakılanlar değil. koltuğunda ağrısız sızısız yüzlerce metre ileriye bakmalısın, göremediğin kısımla ilgili iyi dileklerde bulunmalı, hayaller kurmalısın. olmaz yoksa. bir boka yaramaz o yolculuk. ne sana faydası dokunur, ne senin seyrin için dünyaya gelmiş güzelliklere öylesinin. 





Hiç yorum yok: